Mindful Tüketim

Mindful tüketim, kendine, topluma ve doğaya değer verme duygusunu yansıtan bir zihniyetten kaynaklanan ve bununla desteklenen, davranış düzeyinde aç gözlü, tekrarlayan ve heves duyulan tüketimde ölçülü olmayı ifade eder.

Yükselen piyasa sinyalleri, mindful tüketime odaklanmanın, tüketicinin kendisini ödülsüz ve sürdürülemez bir tüketim modelinden kurtarmaya yönelik kişisel çıkarı ile birçok kilit paydaşın beklentilerini karşılamak için sürdürülebilirlik yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki iş çıkarları arasında bir uyum oluşturmaya yardımcı olmak açısından değerli olabilir.

Mindful Tüketimin gerekliliği ve arzu edilirliği, artan sayıda akademisyenin görüşlerinden kolaylıkla çıkarılabilir. Pek çok araştırmacı, aşırı tüketimden çevresel sürdürülebilirliğe ve yaşam kalitesine verilen zararla ilgili endişelerini dile getirmişlerdir. Tüketim yaşam için gerekli olmasına ve bize çeşitli faydalar sağlamasına rağmen, tüketimin riskleri, maliyetleri ve ahlaki karmaşıklıkları artmaktadır.

Bu bakımdan tüketimde “yeni bir normalin” işareti açıkça ortadadır. The Economist dergisinde yer alan bir yazıda, tüketici psikolojisinde tasarruflu olmaya doğru köklü bir değişime işaret eden eğilimleri bildirilmekte ve şöyle denilmektedir: “Artık pek çok insan tüketme arzusu tarafından tüketilmiş gibi görünmüyor; bunun yerine imkanları dahilinde yaşamayı planlıyorlar. Bu eğilimlerin ve tahminlerin işaret ettiği değişim, ekonomik koşulların zorladığı geçici bir “öz disiplinden” daha fazlasıdır. Kanıtlara daha yakından bakıldığında, tüketici zihniyetinde, kendine ve topluma yenilenmiş bir bakım duygusu ve çevre üzerindeki insan etkisine daha derin bir duyarlılık tarafından yönlendirilen daha kalıcı bir değişim olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkan bu yeni zihniyette tüketiciler, aşırı tüketimden kaçınmanın bir fedakarlık veya kendini reddetme eylemi değil, hayatta daha fazla mutluluk ve anlam için bir anahtar olduğu iyi bir yaşam fikrini yeniden tanımlıyorlar. Mindfulness, bireylerin tüketime bu açıdan bakma perspektifini kazanmasına yardımcı olabilecek bir anlayıştır.

Havayolu, sağlık hizmetleri, finansal hizmetler, eğitim ve diğer hizmetlerde, kurulan etkileşim müşteri için değer belirlemenin merkezindedir. Bununla birlikte, alışverişin odak noktası, bir mağazadan satın alınan giysiler, ayakkabılar gibi somut bir nesne olsa bile, hizmet etkileşimi tüketici üzerinde önemli bir izlenim bırakabilir.

Parasuraman, Zeithaml ve Berry (1985) hizmet sürecindeki deneyimlerin, memnuniyet ve hizmet kalitesinin değerlendirilmesinin önemli bir belirleyicisi olduğunu ifade etmektedir. Bir hizmet sunumunda yaratılan değer algısı, hizmet sağlayanın süreci yönetirken kullandığı becerilerden oldukça etkilenmektedir. Hizmet sağlayıcısının hizmet sunumu esnasında yaşanan etkileşimlere verdikleri tepkiler, mindfulness yaklaşımının barındırdığı tutumlarla bağlantılıdır. Mindful çalışanların duygu düzenleme, müşteri beklentilerini anlama, değişen durumlara uyum sağlayabilme ve esneklik, çözüm bulmada yaratıcılık gibi becerilere sahip olduğu görülmektedir. Mindful çalışanlar, hizmet sunumu sürecine duyulara veya düşüncelere karşı çıkmadan veya bağlanmadan sakin bir şekilde an be an dikkat ederler. Kendi merkezli düşüncelerin ve eğilimlerin farkındadırlar, ancak onlardan bir dereceye kadar özgürleşirler. Bu özgürlük, müşterileri için derin bir anlayış ve empati yoluyla hizmet karşılaşmalarında daha ustaca yanıt vermelerini sağlar.

Mindful çalışanlar, müşterilere karşı daha derin bir empatiye sahiptir. Bu, çalışanların kendilerini insanların yerine koymalarını ve duygularını hissetmelerini sağlar. Ayrıca, üstün hizmet sunmak, çalışanların durumsal esnekliğini ve uyumluluğunu gerektirir. Mindfulness, kişinin kendini yanlış algılamalardan, düşünme kalıplarından ve yaratıcılığı, net görmeyi ve optimal zihinsel ve fiziksel sağlığı engelleyen, kendi kendine empoze ettiğimiz sınırlamalardan kurtarmayı sağlamayı içermektedir. Bu nedenle, mindful çalışanlar hizmet sunumlarında özel istekler veya diğer durumlarla karşılaştıklarında, duruma göre davranışlarını uyum sağlayacak şekilde değiştirerek yanıt verebilirler. Esneklik ve uyarlanabilirliğe ek olarak, mindfulness, çalışanların yaratıcı hizmet sunmalarına yardımcı olabilir. Mindfulness, bilişsel potansiyeli ve yaratıcılığı geliştirmektedir. Bu tür çözümler hem genel kaliteyi hem de müşteri memnuniyetini olumlu etkilemekte ve nihayetinde ağızdan ağıza olumlu iletişim gelişmesini sağlamaktadır. Çalışanların mindfulness tutumlarını geliştirmesi hem kendi iyi oluş hallerine, hem de performanslarına katkı sağlayabilecektir.